Geçtiğimiz hafta DEM heyeti Öcalan ile görüşmüştü. Görüşmeden sonra okunan mektupta Öcalan’ın, “…tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” çağrısı ile PKK’yi lağvettiğini duyurmuştu. Çağrı gayet açık ve seçikti çünkü açıklamada “…tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” cümlesinin “tüm gruplar” kısmı aslında Suriye, İran, Irak’ta faaliyet gösteren bütün grupları içeriyordu. Ancak son günlerde çağrı hakkında spekülasyona başvuranlar yok değil. DEM’den de örgütün Avrupa kanadından da PKK ve YPG’den de çağrıya olumlu yaklaşanlar olduğu gibi, “şunu bağlar, bunu bağlamaz” diyerek ortalığı bulandıranlar da oluyor. YPG Yöneticisi Mazlum Abdi’nin: Çağrı PKK için geçerlidir, bizi bağlamıyor, sözleri kafaları karıştırsa da çağrı açık ve nettir: Öcalan’ın çağrısı PKK gibi YPG’yi de bağlar çünkü YPG PKK’nin Suriye yapılanmasıdır. Tıpkı İran PKK’si olan PEJAK gibi. PYD/YPG geçtiğimiz haftalarda “Öcalan ne karar verirse ona uyacağız” derken aslında kendisini bağlamıştı. Ama ne olduysa Korsan İsrail Terör devleti ile görüşen YPG’liler ağız değiştirdiler. Suriye’nin kuzeyindeki YPG lideri Mazlum Abdi de çağrının PKK’ya yapıldığını kendilerine olmadığını, “PKK ile Türkiye arasındaki ilişki ve barışın sağlanması, bölgemiz üzerinde de etkili olacaktır. Eğer bu süreç başarılı olursa, bunun bize olumlu bir etkisi olacak ve Türkiye’nin bölgemize saldırmak için hiçbir bahanesi kalmayacak” sözleriyle dile getirmiş ve bu konudaki niyetini belli etmişti. Mazlum Abdi’nin söylediği başka sözler de var. Yenilir yutulur cinsten olmayan bu sözlere geleceğiz ancak önce DEM’li yöneticileri dinleyelim. DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan tıpkı Mazlum Abdi gibi konuştu: “PKK, Türkiye merkezlidir. Çağrı, bu evin içinde kurulan Öcalan’ın kendi örgütüne yapıldı. Suriye’de farklı bir denklem var. Henüz oturmamış bir rejim var. Sayın Öcalan yaptığımız dört saatlik görüşmede, Suriye’yi tarif etmedi…” dedi. Oysa daha üç gün önce DEM’in İmralı heyetinde yer alan Sırrı Süreyya Önder, “Çağrı ilkesel olarak herkesi kapsıyor. Bu irade beyan edildi. Bu iradenin x alanda nasıl uygulanmasını da birlikte konuşalım, tartışalım, bir yere varalım. Ağırlıklı olarak tabii ki PKK’yı kapsıyor. Ana gövde o, kurduğu yapı o. Fakat YPG yapılanması da Öcalan’dan ilham ile ortaya çıkarılan bir yapıdır. Silahlar devre dışıdır. Bütün herkes için geçerlidir” diyerek Öcalan’ın çağrısının kapsamını dile getirdi. Ayrıca bazı DEM’li yetkililerin birkaç gün içinde PYD’yi Öcalan’ın çağrısına uymalarına ikna etmek için Kamışlo’ya gidecekleri gelen haberler arasında. Kandil’den de farklı sesler çıksa da Öcalan’ın çağrısını kabul edecekleri ağır basıyor. Örgüt yöneticilerinden Mustafa Karasu, “PKK’nın feshini, silahlı mücadelenin sonlandırmasını gerçekleştireceğiz. Bu konuda hiç kimsenin tereddüdü olmasın” açıklaması aynı zamanda PKK adına verilen taahhüttür. Kandil Öcalan’a hayır diyemez lakin 2011 ve 2013 süreçlerinde olduğu gibi İran ile İsrail’in işbirliği yaptıkları tek konu Türkiye’de kanın durmamasıdır. İran, Baas döneminde kalan etkisiyle Suriye Kürtlerini Türkiye aleyhine kullanıyor. 40 yıldır İran bu konuda İsrail ve ABD ile ittifak halinde olmuştur. Türkiye bunun farkında. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın geçtiğimiz gün İran’ı kastederek “Eğer siz başka bir ülkedeki bir grubu destekleyerek orada rahatsızlık oluşturmak isterseniz, başka bir ülke de sizdeki başka bir grubu destekleyerek size rahatsızlık oluşturmak ister. Sizde olan yetenekler başkasında da var. Dolayısıyla camınıza taş atılmasını istemiyorsanız başkasının camına taş atmayacaksınız” diyerek İran’a gerekli uyarıda bulundu. Dileriz İran mesajı almıştır. Tekrar Mazlum Abdi’ye dönelim. İran, Duran Kalkan üzerinde ne kadar etkiliyse İsrail de Mazlum Abdi üzerinde o kadar etkilidir. Ancak Duran Kalkan ile tek farkı Mazlum Abdi Abdullah Öcalan ile baba evlat gibiydiler. Şayet bir taktik manevra değil ise İsrail ile işbirliği yapması Mazlum Abdi’nin Öcalan’ı sattığını gösteriyor. İsrail ile YPG arasında alenileşen samimiyet Netanyahu’nun “Suriye Kürtleri korunmalı” çağrısı ile daha da belirginleşti. Netanyahu’nun bu sözlerinden sonra YPG yöneticisi Mazlum Abdi, “İsrail’in desteğine açığız” diyerek asıl niyetini belli etti. Dediğim gibi İsrail ile YPG ilişkisi ciddiyse bu Öcalan için asla kabul edilebilir bir durum değil. Durum bu minvalde ise Öcalan’ın bunu affedeceğini düşünmüyorum ve çok yakında Mazlum Abdi denklem dışı kalabilir çünkü dünya kurulduğu günden beri bu tür örgütlerde liderin affetmeyeceği en büyük sorun kendisine itaatte kusur edilmesidir. Evet, süreç çok kolay geçmeyecek ve doğrusu çok kolay geçecek bir süreç değildir de ancak irade beyanları, kararlılık, dünyanın ve bölgenin genel durumu örgüte başka bir çare bırakmıyor. Örgütün kurucusu örgütünü feshediyor ve bu fesih toplumun ezici çoğunluğu tarafından kabul görüyor. Kabul görüyor çünkü bununla birlikte toplum hukuku, kardeşliği, hakkaniyeti tesis edecek. Anlayacağınız daha çok işimiz var.