Çatallaşmış ses… Yırtınıyor… “Terk edilmişlik hissediyoruz.” “İngiltere ve bizim kardeş partimiz İşçi Partisi buna nasıl sessiz kalıyor? Gerçekten çok kırgınız?” Uşaklığın sonu: Terk edilmek… Ne şehittir ne gazi b.k yoluna gitti, Resneli Niyazi… “İngiltere Büyükelçisi’nin arabasına koşulanlar… 10 Temmuz 1908’de dağa çıktı, Enver ve avanesi… 24 Temmuz’da Meşrutiyet ilan edildi. (Bu hadise 1935 yılına kadar Hürriyet Bayramı olarak kutlandı. (27 Mayıs 1960 darbesinden sonra “ve Anayasa” ibaresi eklenerek Hürriyet ve Anayasa Bayramı adıyla 1980 yılına kadar tekrar kutlanmıştır. “15 Temmuz tiyatrodur.” diyenler, henüz şehitler teşhis edilirken, yaralar sarılmamışken memleketin üstünden barut kokusu, dumanı dağılmamışken 24 Temmuz’da İstanbul’da “Sansürün kaldırılması” bahanesiyle miting düzenlemişler, bir kez bile FETÖ’yü telaffuz etmemişlerdir.) İhanet, tedavi kabul etmez… 31 Temmuz 1908… İngiliz elçisi Gerard Lowther’ı Sirkeci Garı’nda coşkuyla karşılayan “dilli düdükler, hödükler… İçlerinde gazeteciler, “aydınlar”… Cümbüş, panayır… Sonunda cezbeye gelip kendilerini kaybedip İngiliz elçisinin bindiği at arabasının koşumlarını çözerek atların yerine geçerler!.. Ahmet İhsan Tokgöz’ün hatıralarından: “Arabayı çeken Jöntürkler’in arasındaydım… İngiliz sefiri Lowther şehrimize geldiği zaman Sirkeci istasyonunu baştanbaşa doldurmuştuk. Büyükelçiyi candan ve gönülden alkışlıyorduk. Nihayet coşkun gençler, büyükelçinin arabasını çeken atları söküp, (bugünkü) İstiklal Caddesi boyunca elçilik binasına kadar arabayı kendileri çektiler. Bunu yazmakta ki maksadım, o dönem Türk aydınlarının siyasî meylini ve düşüncesini/İngiliz hayranlığını belirtmek içindir.” 11 yıl sonra… 19 Mayıs 1919… İngiliz Muhipleri Cemiyetini kurdular… Şimdi de Savcılığın; Suç örgütü kurmak Suç örgütü yöneticisi olmak Suç örgütüne üye olmak İrtikap Rüşvet Nitelikli dolandırıcılık Kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek İhaleye fesat karıştırmak Ve… PKK/KCK terör örgütüne yardım etmek iddiasına cevap vermek yerine iddiaları perdelemek, siyasi zemine çekmek için büyük çaba sarf ediyorlar. Panik hali… “Kılıf” kampanyası… Gezi’de, 15 Temmuz’da tüm planları altüst oldu. Toparlanmaya çalışıyorlar… Mahkemeleri, hukuku boğma girişimine Avrupa’yı davet ediyorlar. Halbuki onlar, 15 Temmuzda boylarının ölçülerini aldılar. Şimdilik yanaşmıyorlar. Kendi başının derdindeler… İt, yediği taşı bilir… İngiliz sefirinin arabasına koşulanların artıkları, bugün İngiliz yayın organı BBC’de adeta yalvarıyorlar: “Nasıl bir gerekçesi var nasıl bir sebebi var? Bütün Avrupa tepki gösteriyorken, İngiliz İşçi Partisi’nin, Starmer’in bu konuda herhangi bir şey söylememesini gerçekten anlamıyoruz. Terk edilmişlik hissediyoruz. İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanı’nı alıp hapse koyuyorlar ve İngiltere buna ses çıkarmıyor. O zaman bu nasıl dostluk nasıl kardeş partilik? Bu nasıl demokrasiyi birlikte savunmak? Demokrasinin beşiği İngiltere ve bizim kardeş partimiz İşçi Partisi buna nasıl sessiz kalıyor? Gerçekten çok kırgınız?” “Terk edilmişlik hissediyoruz.”diyorlar ya… Bu durumda şöyle bir soru akıllara takılıyor. Ne zaman terk edilmişlik hissetmediniz? Michael Rubin de: “Avrupalılar, bugün Türklerin yapamadığı ve mevcut Trump yönetiminin yapmakla ilgilenmediği şeyi yapmaya başlamalı. Türklerin Erdoğan’dan sonraki günler için plan yapmalarına yardımcı olmalılar.” diyor. Michael Rubin denilen bu mendebur herif, Mart 2016’da Türkiye’nin bölüneceğini söylüyordu. Tam da Çukur terörünün olduğu günlerdi. 29 Mart 2016 tarihindeki “ABD yarım kalan darbeyi tamamlamaya hazırlanıyor.” başlıklı yazımda da bu şahıstan bahsetmiştim. American Enterprise Institute’ta (AEI) yayımlanan makalesinde, Türkiye’de darbe olması durumunda ABD’nin darbe yönetimiyle çalışmaya devam edeceğinden bahsederek darbeye çağırıyordu. Dünya değişiyor… ABD ve Avrupa debeleniyor. Eski Türkiye öldü, ne kadar “kalbimizde yaşıyor.” denilirse denilsin… Öldü… Türkiye Yüzyılı, birilerini terk edilmişlik duygusuna itiyor. Mandacılar için vahim bir durum.